ANADOLUCULUK, 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Türklerin Anadolu’da yepyeni bir medeniyet kurdukları temel fikrinden hareketle Anadolu’yu Türk kültür ve uygarlığının esas kaynağı kabul eden düşünce akımı. Cumhuriyetin ilk yıllarında bazı aydınlar, Türk ulusçuluğunun kaynaklarının Turan’da değil, Anadolu’da aranması gerektiği görüşünü ortaya attılar. Türk ulusunun, İslâmiyeti Orta Asya’dan Anadolu’ya gelirken kabul ettiği ve Anadolu’da yeni bir uygarlık kurduğu düşüncesinde olan Anadolucular, Cumhuriyet’ten sonra yeni Türkiye’ye şekil verecek düşüncenin kaynağını da, kültüre dayanan bir Anadoluculuk’ta gördüler. Düşüncelerinin hareket noktasını 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Türklerin Anadolu’da yepyeni bir uygarlık kurdukları düşüncesi oluşturmaktaydı. Bunlar, Anadolu dışında ve özellikle de Rumeli’de doğmuş Türklerin ülke yönetimindeki ağırlıklarından endişe duyduklarını belirtip, dar ve sınırlı bir ulusçuluğu savundular. Bu düşüncede olanlar 1 Nisan 1924’te, Mehmet Halit’in (Bayrı) yayımlamaya başladığı Anadolu Mecmuası’nda bir araya geldiler. Hilmi Ziya (Ülken), Ziyaeddin Fahri (Fındıkoğlu), Mükrimin Halil (Yınanç), Hamit Sâdi (Selen), Necmeddin Halil (Onan), Yahya Kemal (Beyatlı), Necip Fazıl (Kısakürek), Ahmet Kutsi (Tecer), Ahmet Hamdi (Tanpınar) gibi yazar ve şairler bu akım içinde yer aldılar ve eserlerinde Anadoluculuğu işlediler. 1933’te Hıfzı Oğuz (Bekata) ile Remzi Oğuz’un (Arık) çıkardıkları Çığır Dergisi, bu akımın sözcülüğünü yaptı. Millî Türk Talebe Birliği, Türk Kültür Ocağı gibi kuruluşlar da Anadoluculuğu desteklediler. 1939’da Nurettin Topçu, Hareket Dergisi’nde konuyu İslâmcı ve mistik bir görüşle işledi. 1940’lı yıllarda Cevat Dursunoğlu ve Ahmet Kutsi Tecer gibi eğitimcilerin çabalarıyla, halk edebiyatı ve folklor ağırlıklı bir Anadoluculuk görüşü ve uygulaması ortaya çıktı. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi ve Halkevleri, bu konudaki çalışmaları desteklediler. Şevket Raşit Hatipoğlu’nun yayımladığı Dönüm, Hatipoğlu ile Hüseyin Avni Göktürk’ün çıkardığı Millet (1942) dergilerinde Anadoluculuk duygusal; Mümtaz Tarhan’ın yayımladığı Ölçü (1957) ve Yol (1960) dergilerinde ise bilimsel bir yaklaşımla savunuldu. 1950’li yıllardan sonra, Halikarnas Balıkçısı ve Sabahattin Eyüboğlu tarafından yeni bir Anadoluculuk görüşü ortaya atıldı. Bu görüşe göre, gerçek Türk kültürünün, tarih boyunca Anadolu’da yaşamış ulusların kültürlerinin sentezi olduğu kabul edildi.